40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
7.017,00%0,27
27.981,00%0,27
10.219,40%-0,06
฿%
$%
02:00
Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde yaşanan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 26 yıl geçti. Saat: 03.02’de, 7.4 büyüklüğünde meydana gelen ve 45 saniye süren Marmara Depremi; Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul, Düzce ve Eskişehir’de yıkıma ve can kayıplarına neden oldu.
Depremde, 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremden 16 milyona yakın kişi etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi.
Unutulmayan acının yıldönümünde, enkazdan canlı çıkan oğlunu bulmak için mücadele veren 17 Ağustos’un sembolleşen isimlerinden Emine Cebeci o geceyi, felaketi, kapanmayan yarısını Habertürk’ten Alper Uruş’a anlattı. İşte Cebeci’nin geçmeyen 17 Ağustos’u…
Emine Cebeci'nin fotoğrafları İHA'dan alınmıştır.
“17 Ağustos Salı günüydü… Pazartesiyi salıya bağlayan sabahtı. Yaz günü olması nedeniyle ben uyumuyordum. Oğlum Serkan 19 yaşındaydı. Astsubaylığını kazanmıştı. Sabah da belgelerini teslim edecekti. Ona, ‘sen git yat’ dedim. Saat: 01.30 gibi oğlum yattı. Acayip bir bunaltıcı sıcak vardı. Evimizdeki köpeğimiz havlamaya başladı. Huzursuzlaştı, elimi tırmalamaya başladı.
Saat: 03.00’tü… Bir anda yerden bir gümbürtü vurdu. Yerin altından tren geçiyor gibiydi. Oğlumun odasına koşmaya kalktım. 3’üncü adımda yere düştüm. 40 saniye diyorlar ama ilk 10 saniyede olan oldu.
Ben deprem olduğunu önce anlayamadım; binamız yıkıldı sandım. Enkazdan oğluma seslenmeye başladım. Oğluma ve komşuma seslendim. Aradan bir saat geçtikten sonra oğlumdan ses almaya başladım.
Sürekli konuştuk; ‘Sahilden geçenler bizi kurtarır’ dedim. Dışardaki tüm sesi duyuyorduk ama kimse bizim sesimizi duymuyordu ve enkazda insanlar gezdikçe o molozlar üzerimize yığılmaya devam ediyordu.
Oğlum benimle helalleşmeye başladı. ‘Serkan öyle deme’ diye seslendim. 12 saat sonra Serkan’ı çıkardılar. Serkan, ‘Annemi çıkarmadan ben gitmem’ diyordu. 16 saat sonra bana ulaştılar.
Gölcük depreminde biz arada kaldığımız için doğudan da batıdan da gelen yardım bize önce ulaşmadı. Çıkardıklarında Gölcük yerle bir olmuştu; savaş alanına dönmüştü.
Kavaklı ile Askeri Hastanenin arası 2 kilometredir ama o yolu 3 saatte gidebildik. Beni Bursa’ya götürdüklerini zannettim. Kavaklı yerle bir olmuştu. Yüz üstü düştüğüm için kiriş bacağımın üzerine düştü ve kangren oldu.
Hastaneye girdiğimde hani savaş alanında yaralı ve ölüler yerde yatar ya; işte o manzaranın aynısını gördüm. Şuurum yerindeydi, oğluma güç vermek zorundaydım. Serum taktılar askeriyenin bahçesine yatırdılar. Oğlumu en son GATA’ya gönderdiklerini söylediler. Yaralıları gemilerle sevk ediyorlardı.
İstanbul GATA’ya geldim; orada da aynı savaş alanını gördüm. Serkan’ı sordum ama ‘yok’ dediler. İstanbul’da, 365 tane hastane ve dispanser arandı bulunamadı. Morglara bakıldı yok. 8 ay hastanede yattım ve 14 kez ameliyat oldum. 2 ay da Erenköy’de fizik hastanesine yatırdılar. Basınımız o zaman çok emek verdi oğlumu bulmam için.
Hastaneden çıkıp Gölcük’e geldim. Askeriye bana 18 kimsesiz cenazenin gömüldüğünü söyledi. Hepsinin resimlerine baktım. Benim oğlum aralarında yoktu. Oğlumu bulabilmek için kimsesiz gömülenlerin mezarlığının açılması için dava açtım. Bu dava 4 yıl sürdü. Koltuk değnekleriyle Türkiye’nin neresinden haber gelse oraya koştum.
O dönemin parasıyla, her şeyimizi kaybettiğimiz dönemde, 7 bin 500 TL vererek biz kayıplarını arayan aileler mezar açtırdık. 18 kimsesiz mezarının açılmasına karar verildi ve 11. mezarda benim oğlum çıktı.
Ben 4 yıl uyku uyumadım. Sonra şoka girdim. Bana gösterilenlerin arasında resmi yoktu ama oradan çıktı ve ben cenazenin Serkan’a ait olduğuna inanamadım. Yani kabullenemedim, çünkü benle konuşarak ayrılmıştı. Yoldan ona benzeyen biri geçince bakıyorum. O şok da, depremin acısı da geçmiyor. Evlat acısını yaşamayan anlamıyor.
1999 depreminden sonra, 6 Şubat’a kadar bunun önleminin alınması gerekiyordu ama alınmadı. Yapılan binaların kontrolleri, denetlemesi yapılmalıydı; yapılmadı.
Depreme şimdi hazır mıyız? Ne İstanbul ne Türkiye depreme hazır. İstanbul her yere bakar, ama her yer İstanbul’a bakamaz. İstanbullu olarak söylüyorum öyle bir şey olursa o bizim sonumuz olur. Siyasetçiler canların kıymetini bilsin ve tedbirler alınsın. Bu kadar can yandı, kendilerini bizim yerimize koysunlar.”
Kimyasal madde ve boya yüklü TIR yandı
1
Bahçelievler’de silahlı saldırı: 1’i ağır 3 yaralı
302 kez okundu
2
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yüreklerimizdeki yangını tarif etmek mümkün değil
296 kez okundu
3
İlaçlattığı evinde ölü olarak bulundu
296 kez okundu
4
Balıkesir Sındırgı’da 6.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi
278 kez okundu
5
Kesinleşmiş 27 yıl hapis… 2 kasten öldürmesi vardı!
271 kez okundu