ABD-İsrail-İran Çatışmasında Ortaya Çıkan 5 Temel Tutarsızlık

ABD-İsrail-İran çatışması şiddetlenirken, Hint basını analizinde Trump yönetiminin İran politikasına dair 5 temel tutarsızlığı ortaya koydu. Rejim değişikliği çağrıları, nükleer tehdit iddiaları ve operasyon gerekçelerindeki çelişkiler dikkat çekiyor.

ABD ile İran arasındaki gerilim ve İsrail'in de dahil olduğu çatışmalar sürerken, uluslararası kamuoyunda gözler bölgedeki gelişmelere çevrildi. Hint basını First Post'un yayımladığı kapsamlı bir analiz, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran politikasına yönelik açıklamalarındaki çelişkileri ve tutarsızlıkları gözler önüne seriyor. Analizde, "Rejim değişikliği çağrıları, nükleer tehdit vurguları ve İsrail'in rolüne dair ifadeler, Washington'daki stratejinin ne kadar tutarsız olduğunu gözler önüne seriyor" değerlendirmesi yapıldı. First Post'a göre, Trump yönetiminin İran çatışması bağlamında öne sürdüğü beş temel tutarsızlık şöyle sıralanıyor:

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ YAKLAŞIMI: KARIŞIK MESAJLAR
Trump yönetiminin İran'daki protestolar sırasında gösterdiği tavırda bir karmaşa yaşandığı görülüyor. Bir yandan Trump, İran halkına "Hükümetinizi devralın" gibi rejim değişikliğine açık destek veren çağrılarda bulunurken, Savunma Bakanı Pete Hegseth, savaşın "sözde bir rejim değişikliği savaşı" olmadığını öne sürdü. Bu durum, Trump'ın daha sonra ABD'nin İran'ın gelecekteki liderinin seçiminde rol alması gerektiği yönündeki açıklamalarıyla daha da çelişkili bir hal aldı. Bu farklı ve bazen birbirini yalanlayan açıklamalar, ABD'nin İran'a yönelik stratejisinin net bir yönü olmadığını düşündürüyor.

SAVAŞIN GEREKÇESİNDE SÜREKLİ DEĞİŞİKLİK
Çatışmaların başlangıcında Trump yönetiminin öne sürdüğü gerekçeler, zamanla önemli ölçüde değişti. İlk olarak İran'daki hükümet karşıtı gösterilere yönelik sert müdahale gerekçe gösterilirken, daha sonra açıklamaların odağı İran'ın nükleer programına kaydırıldı. Bu ani yön değişikliği, çatışmaların arkasındaki temel mantığın ve stratejinin sürekli evrildiğini, net bir plana dayanmadığını gösteriyor.

NÜKLEER TEHDİT İDDİALARINDAKİ ÇELİŞKİLER
Trump'ın İran'ın nükleer silah üretimine sadece iki hafta uzaklıkta olduğu yönündeki iddiaları, geçmişte yaptığı açıklamalarla çelişiyor. Geçtiğimiz yıl ABD'nin İran'ın nükleer programını "tamamen yok ettiğini" defalarca vurgulayan Trump'ın bu yeni iddiası, kamuoyunda soru işaretleri yarattı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi'nin, İran'ın nükleer bomba üretme yolunda olduğuna dair "hiçbir kanıt bulunmadığını" açıklaması da bu iddiaların dayanaklılığını sorgulanır hale getirdi.

İRAN DONANMASININ DURUMU HAKKINDAKİ BELİRSİZLİK
Trump ve Savunma Bakanı Hegseth'in, İran donanmasının imha edildiği ve "Onların donanması yok" şeklinde ifadeler kullanması, Genelkurmay Başkanı Dan Caine'in ABD'nin önümüzdeki 24-48 saat boyunca İran deniz gücüne saldırmaya devam edeceğini belirtmesiyle çelişti. Bu durum, donanmanın durumu hakkındaki bilgilerin güvenilirliğini ve tutarlılığını zedeliyor.

ABD SALDIRISININ GEREKÇESİNDE SÜREKLİ DEĞİŞİM
Trump yönetimi ve Beyaz Saray'ın operasyon gerekçeleri de sürekli olarak değişti. Nükleer program, nükleer görüşmelerdeki anlaşmazlık ve son olarak İsrail'in kendi saldırısına karşı bir önlem olarak yapıldığı iddiaları öne sürüldü. İsrailli yetkililerin ise saldırıyı, İran'ın olası bir hamlesine karşı planladıklarını açıklaması, operasyonun fiili gerekçesinin sürekli olarak yeniden şekillendiğini ve belirsizliğini koruduğunu ortaya koyuyor.

Bu tutarsızlıklar, bölgedeki gerilimin tırmanmasıyla birlikte uluslararası ilişkilerde de karmaşık bir tablo oluşturuyor. 28 Şubat'ta İsrail ve ABD'nin Tahran ile yürütülen müzakereler sırasında İran'a yönelik başlattığı askeri saldırılara, İran'ın Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn gibi bölge ülkelerindeki ABD üslerini hedef alarak karşılık vermesiyle çatışmalar daha da genişlemişti. Bu saldırılar sonucunda İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği bildirilmişti. İran Kızılayı'nın son açıklamasına göre ise 1332 kişi yaşamını yitirdi. Orta Doğu'da ABD-İsrail-İran savaşının yedinci gününde, Türkiye'nin sınır güvenliği önlemlerini artırdığı ve Tahran'dan Tel Aviv'e füze yağdığı haberleri gelirken, İngiliz basını "kabus senaryolarını" yazmaya devam ediyor. "Türkiye'ye saldırı Orta Doğu'daki her ülke için felaket olur" yorumları da dikkat çekiyor.

Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER