Amerika’da Başkanlık Koltuğuna Yönelik Tehditler ve Tarihi Miras
Amerika'nın 250 yıllık tarihinde başkanlara yönelik suikastlar ve girişimler, ülkeyi derinden etkiledi. Kennedy suikastı ve Theodore Roosevelt'in inanılmaz kurtuluşu gibi tarihi olaylar, Donald Trump'a yönelik son saldırıyla yeniden gündeme geldi.
Amerika Birleşik Devletleri'nin 250 yıllık tarihinde, başkanlık makamı hem önemli başarıların hem de karanlık anların tanıklığına sahne oldu. Ülkenin en üst düzey yöneticilerine yönelik gerçekleştirilen dört suikast ve beş suikast girişimi, Amerikan toplumunda derin izler bıraktı, siyasi ve sosyal çalkantılara yol açtı. Bu saldırıların en az tartışılan yönlerinden biri, saldırganların silah teminindeki kolaylıktı. Vahşi Batı'nın mirası olarak görülen bu durum, silah edinmenin neredeyse sıradan bir alışveriş kadar basit olduğu bir kültürü beraberinde getiriyor. Silah seçimi bile, satın alma sürecinden daha karmaşık hale gelebiliyor. Bir zamanlar, Batı filmlerinin ikonikleşmiş gümüş renkli Smith Wesson toplu tabancasını gördüğümde, merakla satıcıya şartlarını sormuştum. 600 dolarlık bir silah için 100 dolarlık bir ruhsat ücreti talep ediliyordu. Bu 100 dolarlık bedel, aslında silahların özellikleri, kullanımı, güvenliği, bakımı ve potansiyel tehlikeleri gibi konularda dört bölümlük bir belgesel serisini izlemek için ödeniyordu. Bu eğitimleri tamamladığınızda, kendinizi adeta bir Western filminden fırlamış bir karakter gibi hissedebiliyordunuz.
Amerika'da kişisel alan kavramı oldukça belirgindir. Bir kişinin etrafında çizdiği görünmez sınır, toplum tarafından saygı görür. Bir kalabalıkta yanınızdan geçen biri, özel alanınızı ihlal ettiğini düşünerek "excuse me" (affedersiniz) diyerek nazikçe geçer. Türkiye'deki gibi omuz atıp geçen, rahatsız edici bir yakınlık kuran bir "dayı" kültürü burada pek görülmez. Ancak, bu kişisel alanın sınırları aşıldığında, örneğin bir bahçedeki çiçeği koklamak veya bir meyveyi dalından koparmak istediğinizde, ev sahibi tarafından meşru müdafaa kapsamında karşı karşıya kalabileceğiniz tepkiler, Türkiye'deki "dayı davranışı" kadar beklenmedik ve sert olabiliyor.
Dört başkanın suikasta kurban gitmesi ve beş başkanın suikast girişimiyle karşı karşıya kalması, Amerika'da kısa süreli şoklara neden olsa da, toplum genellikle bu tür olayları hızla kabullenip günlük yaşamına dönüyor. Bu adaptasyon süreci bazen sadece birkaç saat sürebiliyor. Tıpkı son olaylarda görülen, evdeki içki şişelerini alıp götürme girişimi veya yarım kalan yemeği bitirme isteği gibi, bazı durumlar toplumsal hafızada hızla yerini buluyor.
Ancak, Amerikan tarihindeki en dramatik ve hala tartışılan olaylardan biri şüphesiz John F. Kennedy Suikastı'dır. 22 Kasım 1963'te Dallas'ta yaşanan bu trajik olayda, tetiği çeken elin kimliği hala tam olarak aydınlatılamamış olsa da, o ana ait ikonik fotoğraflar hafızalara kazınmıştır. Kaosun ortasında vurulan Başkan Kennedy'nin ardından, ülkenin yönetim boşluğuna düşmemesi için olağanüstü bir hızla hareket edildi. Suikasttan sadece 2 saat 8 dakika sonra, Başkan Yardımcısı Lyndon B. Johnson, Air Force One uçağında yemin ederek görevi devraldı. Bu yemin töreninin unutulmaz anlarından biri, kocası az önce öldürülmüş olan First Lady Jacqueline Kennedy Onassis'in, eşinin vurulduğu andaki pembe takım elbisesiyle törende bulunmasıydı. Üzerindeki kan lekeleri henüz kurumamıştı. Kıyafetini değiştirmesi yönündeki uyarılara rağmen, "Ne yaptıklarını görsünler" dediği rivayet edilir. O döneme ait pek çok fotoğrafta kan lekeleri belirgin olmasa da, günümüzdeki dijital düzenleme teknikleriyle abartılı hale getirilmiş versiyonları da görülebilir.
Suikast girişimlerinin en dikkat çekici ve sıra dışı olanlarından biri ise Başkan Theodore Roosevelt'e yönelik olandır. 1912'de bir miting sırasında göğsünden vurulan Roosevelt, inanılmaz bir soğukkanlılıkla durumu yönetti. Kalabalığın arasındaki saldırgan hemen yakalanırken, Başkan Roosevelt kendisini öldürmeye çalışan kişiyi linç edilmekten kurtardı ve polisin onu gözaltına almasını sağladı. Anatomi bilgisine sahip olan Roosevelt, ağzından kan gelmediğini ve merminin ölümcül bir yara açmadığını düşünerek planladığı konuşmasına devam etti. Saldırıdan sonra yaklaşık bir saatlik bir konuşma yapan Roosevelt, dinleyicilere "Az önce vuruldum ama bir 'boğa geyiğini' öldürmek için bundan daha fazlası gerekir" diyerek ne kadar metanetli olduğunu gösterdi. Hastaneye kaldırıldığında, merminin göğüs duvarında, kaburga kemiğinin yakınında kaldığı anlaşıldı. Roosevelt, hayatının geri kalanını bu mermiyle yaşadı. Bu olay günlerce konuşulsa da, Roosevelt'i seçimleri kazandırmadı. Kendi kurduğu üçüncü partiyle seçime girmesi ve oyların bölünmesi, Demokrat adayın zaferine yol açtı.
Amerika'nın 45. ve 47. Başkanı Donald Trump, George W. Bush'tan sonra ülke topraklarında suikast girişimine maruz kalan ilk başkan oldu. (Bush, Gürcistan'da bir el bombalı saldırıdan kurtulmuştu.) Trump'a yönelik bu üçüncü suikast girişimi, Pensilvanya'da bir seçim konuşması sırasında kulağından vurulmasıyla gerçekleşti. Olayda bir kişi hayatını kaybetti, iki kişi yaralandı. Daha önce Florida'da da bir saldırı önlenmişti. Washington DC'de yaşanan son olayda ise saldırgan, salona girmeden etkisiz hale getirildi. Bu son girişim de beraberinde pek çok tartışmayı getirdi. Sosyal medyada, saldırının kurgulanmış olduğuna dair yüz binlerce yorum yapıldı. Özellikle başkan yardımcısının neden önce tahliye edildiği sorusu, kamuoyunda soru işaretleri yarattı.
Temmuz ayında 250. kuruluş yılını kutlayacak olan Amerika Birleşik Devletleri'nde, ara seçimlerin sonuçlarını etkilemesi beklenen maddelerin yanı sıra, İran ile olası bir savaşın akıbeti, NATO'dan ayrılma tartışmaları ve hayat pahalılığı gibi konular gündemdeyken, bu suikast girişimi de siyasi gündeme eklendi. Bu saldırıların Donald Trump'ın lehine işleyip işlemeyeceği, Kasım ayının ilk haftasında sandıklar açıldığında netlik kazanacak. Trump'ın, "maviye dönen" oyları tekrar "kırmızıya" çevirme potansiyeli, bu olayların sonuçlarına bağlı olarak şekillenecek.
Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER