Asperger Sendromu: 82 Yıllık Keşif ve Yaygın Yanlış Anlamalar

82 yıl önce keşfedilen Asperger sendromu, nörogelişimsel bir farklılık olarak otizm spektrumunda yer alıyor. Psikiyatrist Dr. Sadıga Osmanlı Shırolu, sendromun yanlış anlaşıldığını, bunun bir eksiklik değil, beynin işleme biçimindeki farklılık olduğunu vurguluyor. Bireylerin sosyal ipuçlarını anlama

Nörogelişimsel bir farklılık olarak tanımlanan Asperger sendromu, 1976'da ilk kez literatüre girdi. Günümüzde otizm spektrum bozuklukları içinde değerlendirilen bu durum, adını Avusturyalı çocuk doktoru Hans Asperger'den alıyor. Asperger, 82 yıl önce yaptığı çalışmalarla, bu sendroma sahip çocukların dil gelişiminde gözlenen gecikmelerini ve sosyal ipuçlarını anlama konusundaki zorluklarını ortaya koymuştu. Psikiyatrist Dr. Sadıga Osmanlı Shırolu, Asperger sendromunun toplumda sıklıkla "uyumsuzluk" olarak algılandığını ancak bu bakış açısının doğru olmadığını belirtti.

Genellemelerden Kaçınmak Gerekiyor

Dr. Shırolu, bazı bireylerin sosyal normları sezgisel olarak değil, öğrenerek kavradığını, bu durumun sıklıkla yanlış yorumlandığını vurguladı. "Asperger sendromu, bir eksiklikten ziyade, beynin bilgiyi işleme ve sosyal dünyayı yorumlama biçimindeki bir farklılıktır" diyen Dr. Shırolu, otizm spektrumunun geniş bir yelpazeyi kapsadığını ve bireylerin katı kategorilere ayrılmaması gerektiğini ifade etti. Her bireyin bilişsel özelliklerinin farklı olduğunu belirten uzman, "Asperger sendromu, genellikle dil gelişiminin korunduğu ve zeka seviyesinin normal veya yüksek olduğu bir profil sunar. Ancak bu özellikler tüm spektrum için geçerli değildir. Klinik değerlendirmede esas olan, bireyi genellemelerle değil, kendi güçlü ve zorlandığı yönleriyle birlikte ele almaktır" açıklamasında bulundu.

Duygusal İfade ve Empati Farklılıkları

Sendromun belirgin özelliklerinden birinin sosyal iletişim alanındaki farklılıklar olduğunu belirten Dr. Shırolu, günlük hayatta otomatikleşmiş sosyal becerilerin Asperger özelliklerine sahip bireyler için daha bilinçli bir çaba gerektirebildiğini aktardı. Bu durumun ilgisizlik veya mesafeli olma anlamına gelmediğini, aksine duyguları derinlemesine yaşayabildiklerini ancak bu duyguları ifade etme ve başkalarının duygusal sinyallerini yorumlama biçimlerinin farklılaştığını söyledi. Toplumda yaygın bir yanılgının da Asperger özelliklerinin empati eksikliğiyle eş tutulması olduğunu belirten Dr. Shırolu, eksik olanın empati değil, empatiyi dışa vurma biçimi olduğunu dile getirdi. "Duyguları anlamak ile bu duygulara uygun sosyal tepkiyi vermek her zaman aynı şey değildir. Asperger profiline sahip bireyler, duyguları hissederler ancak bunu beklenen sosyal kalıplar içinde göstermekte zorlanabilirler" diye konuştu.

Özel İlgi Alanları ve Destek

Asperger sendromuna sahip bireylerde görülen bir diğer yaygın özellik ise belirli konulara yoğunlaşma ve derinlemesine ilgi gösterme eğilimidir. Dr. Shırolu, bu odaklanmanın doğru destekle önemli bir üretkenliğe dönüşebileceğini belirtti. Ayrıca, ani değişiklikler veya belirsizlik durumlarında kaygı düzeylerinin artabildiğini, bunun "esneksizlik" olarak yorumlanabileceğini ancak aslında zihnin düzen arayışının bir yansıması olduğunu ekledi.

Tanı Süreci ve Yaklaşım

Asperger sendromu tanısında klinik gözlem ve gelişimsel öykü büyük önem taşır. Laboratuvar testleri yerine bu yöntemler tercih edilir. Erken teşhis, bireyin yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Uzman, bu durumun "düzeltilmesi gereken" bir sorun olmaktan çok, "anlaşılması gereken" bir farklılık olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Yaklaşımın temel amacının bireyi değiştirmek değil, sosyal iletişim becerilerini güçlendirmek, kaygı gibi eşlik eden sorunları yönetmek ve bireyin güçlü yönlerini ortaya çıkarmak olduğunu belirtti. Dr. Shırolu, doğru yöntemlerle bu bireylerin son derece başarılı ve bağımsız bir yaşam sürebildiklerinin altını çizdi.

Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER