Babülmendep Boğazı: Hürmüz’ün Ardından Yeni Gerilim Hattı
Yemen'deki Husilerin İran bağlantılı çatışmalara katılması, küresel ticaretin can damarlarından Babülmendep Boğazı'nı kritik bir gerilim hattı haline getirdi. Bölgedeki askeri hareketlilik ve Husilerin geçmişteki eylemleri, küresel enerji ve ticaret akışını tehdit ediyor. Olası bir aksama, küresel e
Yemen'de Husilerin İran ile bağlantılı çatışmalara katılması, küresel ticaretin kritik geçiş noktalarından Babülmendep Boğazı'nı yeniden mercek altına aldı. İran'ın bölgesel nüfuzunu artırma stratejisiyle eş zamanlı olarak, Yemen'deki Husilerin İsrail'e yönelik füze saldırıları, bu stratejik su yolunu da potansiyel bir kriz alanı haline getirdi. Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut gerilimlerin ardından, Babülmendep Boğazı'nın stratejik önemi uluslararası kamuoyunun gündemine oturdu. Uzmanlar, Arap Yarımadası'nın güneybatı ucunda yer alan ve Afrika ile Asya'yı birbirine bağlayan bu boğazın, Husilerin kontrolündeki limanlar nedeniyle küresel enerji ve ticaret akışını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtiyor. Henüz boğaza doğrudan bir saldırı gerçekleşmemiş olsa da, Husilerin geçmişte deniz trafiğine yönelik eylemleri ve stratejik limanları elinde bulundurması, deniz güvenliği endişelerini zirveye taşıdı. Babülmendep Boğazı, Süveyş Kanalı'na bağlanan bir konumuyla, Asya, Afrika ve Avrupa arasındaki deniz ticaretinin bel kemiğini oluşturuyor. ABD Enerji Bilgi İdaresi ve UNCTAD verilerine göre, küresel deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık yüzde 10'u ve küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'si bu rotayı kullanıyor. Günde ortalama 4 milyon varil petrolün ve 300-350 milyon dolarlık enerji akışının sağlandığı bu koridor, küresel konteyner taşımacılığı ve enerji arzı açısından hayati öneme sahip. Haziran 2025'te İngiltere Deniz Ticaret Örgütü'nün (UKMTO) ABD bağlantılı ticari gemilere yönelik "yüksek tehdit" uyarısı, bölgedeki askeri hareketliliğin ciddiyetini ortaya koydu. Husilerin füze ve İHA teknolojilerini kullanarak daha önce farklı ülkelere ait gemileri hedef alması, Kızıldeniz'deki ticari trafiği daha da kırılgan hale getirdi. Babülmendep Boğazı'nda yaşanabilecek herhangi bir aksama, ticari gemileri ve petrol tankerlerini Afrika kıtasının güneyindeki Ümit Burnu'na yönlendirerek küresel ekonomiye büyük bir yük getirebilir. Bu zorunlu rota değişikliği, sefer sürelerini ortalama 10 ila 15 gün uzatarak gemi başına 1 milyon dolara varan ek maliyetlere yol açabilir. Yakıt, sigorta ve navlun maliyetlerindeki artış, enerji fiyatlarını doğrudan etkileyerek mevcut küresel enerji krizini derinleştirebilir ve ürün tedarik zincirlerinde yeni ve geniş çaplı aksamalara neden olabilir. Bu durum, küresel ekonomik istikrar üzerinde öngörülemeyen sonuçlar doğurabilecek bir senaryoyu beraberinde getiriyor ve uluslararası toplumun bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmesini gerektiriyor.
Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER