Hürmüz Gerilimi Küresel Tedarik Zincirlerini Tehdit Ediyor

ABD-İran arasındaki Hürmüz gerilimi, küresel tedarik zincirlerinde krize yol açıyor. UNCTAD, enerji, gübre ve çip arzını tehdit eden durumla ilgili uyarıda bulunurken, olası üç senaryoyu ve mahsur kalan 44 gübre gemisini gündeme taşıyor.

ABD ile İran arasındaki Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilim, enerji piyasalarının yanı sıra gübre ve yarı iletken tedarik zincirlerinde de önemli riskler oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kesintinin küresel ekonomiyi enerji, ticaret ve finans kanalları aracılığıyla olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. UNCTAD'ın güncellenen Orta Doğu değerlendirmesine göre, Hürmüz kaynaklı sarsıntılar küresel bir kalkınma riski haline geldi.

UNCTAD verileri, Mart ayının başından bu yana Hürmüz Boğazı'ndaki gemi geçişlerinde yüzde 95'lik bir düşüş yaşandığını gösteriyor. Bu hayati su yolu, küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin dörtte birini ve dünya gübre ihtiyacının önemli bir bölümünü taşıyor. Bu durum, enerji fiyatlarındaki artışlara ek olarak nakliye ücretlerini ve savaş riski sigorta primlerini de yükseltiyor. Krizin çok yönlü etkilerini izlemek üzere UNCTAD, deniz taşımacılığı, gıda, enerji ve finans göstergelerini takip edecek bir "Hürmüz Boğazı İzleme Paneli" kurdu.

Gerilimin sona ermesi durumunda bile bazı kalıcı etkilerin kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Körfez'den yapılan gübre teslimatlarındaki aksamaların, tarımsal üretim döngüsü nedeniyle verimliliği bir yıl boyunca etkilemesi bekleniyor. Katar'dan gelen ve çip üretimi için kritik öneme sahip olan neon, kripton ve ksenon gibi asal gazların sevkiyatındaki kesintiler, yapay zeka çiplerinin küresel arzını ciddi şekilde sekteye uğratabilir. Bu gazlar özellikle yarı iletken üretiminde litografi süreçlerinde kullanılıyor. Analistler, gerilimin azalmasıyla borsaların ve akaryakıt fiyatlarının hızla normale dönebileceğini öngörürken, krizin yapısal hale gelmesi durumunda küresel teknoloji ve gıda arzının ağır darbe alacağı konusunda hemfikir.

Küresel Ekonomiyi Bekleyen Üç Senaryo

Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin gerçekleştiği stratejik Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik, ekonomi yönetimleri ve uzmanlar tarafından üç ana senaryo çerçevesinde değerlendiriliyor.

İlk senaryoda, 2021'deki Süveyş Kanalı'ndaki Ever Given kazasında olduğu gibi, krizin diplomatik yollarla hızla çözülmesi öngörülüyor. Bu durumda piyasalarda anlık bir rahatlama yaşanması ve borsaların kayıplarını telafi ederek akaryakıt fiyatlarının birkaç hafta içinde normalleşmesi bekleniyor. Ancak uzmanlar, olası bir çatışmada İran'ın petrol altyapısının zarar görmesi halinde iyileşme sürecinin sekteye uğrayabileceği konusunda uyarıyor.

İkinci senaryo, Kızıldeniz'deki Husi saldırılarına benzer şekilde, trafiğin uzun süreli aksaması durumunda risk priminin fiyatlara kalıcı olarak yansıması olarak değerlendiriliyor. Hürmüz Boğazı'nın, Kızıldeniz'in aksine kolayca alternatif rotalarla ikame edilememesi, bu senaryoyu küresel ekonomi için daha riskli hale getiriyor. Suudi Arabistan'ın mevcut boru hatlarının deniz yolu kapasitesini tam olarak karşılayamaması bu endişeyi artırıyor.

En karamsar senaryo ise, krizin Rusya-Ukrayna savaşı gibi yıllara yayılması olarak görülüyor. Avrupa'nın Rusya'ya uygulanan yaptırımlar sonrası Körfez petrolüne olan artan bağımlılığı, Hürmüz'de yaşanabilecek bir ablukanın Ukrayna savaşından daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceği anlamına geliyor. Bu durum, enerji fiyatlarında kalıcı artışlara, sanayi üretiminde maliyet krizine ve küresel arz sözleşmelerinin yeniden düzenlenmesine neden olabilir.

Gübre Gemileri Körfez'de Mahsur Kaldı

Çatışmaların başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'ndan yalnızca 11 gübre yüklü geminin geçebildiği belirtiliyor. Geçiş yapabilen gemilerin sadece 4'ünün üre taşıdığı ifade ediliyor. Mevcut durumda Körfez'de, yarısı üre yüklü olmak üzere toplam 44 gübre gemisinin mahsur kaldığı rapor ediliyor. Ayrıca, azot tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesinin teknik olarak zorlu olduğu ve savaş sona erse bile kapasitenin eski seviyesine ulaşmasının zaman alacağı vurgulanıyor.

Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER