İngiltere’de cenaze evi skandalı: Cesetleri aylarca çürümeye terk etti
İngiltere'nin Hull kentinde faaliyet gösteren bir cenaze evi sahibinin, onlarca cesedi yakılmayı beklerken çürümeye terk ettiği ve ailelere sahte küller teslim ettiği ortaya çıktı. 67 ayrı suçlamayı kabul eden şahıs, ağır hapis cezasıyla karşı karşıya.
İngiltere'nin Hull kentinde hizmet veren Legacy Independent Funeral Directors isimli cenaze evinde yaşananlar, ülke genelinde büyük bir infiale yol açtı. Kurumun sahibi 47 yaşındaki Robert Bush hakkında ortaya çıkan detaylar, cenaze hizmetleri sektöründeki denetimsizliği ve yaşanan vicdani yıkımı gözler önüne serdi. The Sun gazetesinin aktardığı bilgilere göre, bu hafta başlayacak ceza duruşması öncesinde 200'den fazla mağdur, mahkemeye etki beyanı sunmaya hazırlanıyor. Nisan ayında görülen ilk duruşmalarda Bush, usulüne uygun defin işlemini engelleme, dolandırıcılık, hileli ticaret ve hırsızlık dahil olmak üzere toplam 67 farklı suçlamayı kabul etmişti. Mahkeme kaynakları, sanığın uzun süreli bir hapis cezasıyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Cenazeler aylarca bekletildi
Mağdurlar arasında yer alan 27 yaşındaki Tristan Essex, Kasım 2023'te hayatını kaybeden büyükannesi Jessie Stockdale'in aslında yakılmadığını, morgda yaklaşık dört ay boyunca çürümeye terk edildiğini acı bir şekilde öğrendiğini anlattı. Essex, büyükannesinin cenazesini görmek için düzenli olarak morga gittiğini, bu süreçte cesedin farklı tabutlara taşındığını ve üzerinde kan lekeleri bulunduğunu fark ettiğini iddia etti. Aileye, büyükannenin küllerinin şeker kavanozuna benzer bir kapta teslim edildiğini belirten Essex, daha sonra bu küllerin büyükannesine ait olmadığının kesinleştiğini ifade etti. Şöminenin üzerinde duran küllerle aylarca konuştuğunu söyleyen Essex, yaşadığı durumu iğrenç olarak nitelendirdi.
Soruşturma derinleştikçe, Bush'un ailelere yakınlarının yakıldığı izlenimini verirken birçok tabutun aslında boş olduğu, cenazelerin ise morgtaki soğuk odalarda bekletildiği tespit edildi. Bazı ailelere ise başka kişilere ait küllerin teslim edildiği belirlendi. Bununla da yetinmeyen Bush'un, cenaze törenlerinde hayır kurumları için toplanan bağışları zimmetine geçirdiği, gerçekte bulunmayan cenaze paketleri ve mezar yerleri satarak insanları dolandırdığı ortaya çıkarıldı. Bir diğer mağdur Michaela Baldwin ise üvey babası Danny Middleton için düzenlenen törende gördükleri tabutun olağan dışı derecede küçük olduğunu, daha sonra tabutun boş olduğundan şüphelendiklerini belirtti. Baldwin, kremasyon işlemi nedeniyle DNA incelemesi yapılamadığını ve gerçek küllerin kime ait olduğunun hiçbir zaman belirlenemeyebileceğini dile getirdi.
Sistemdeki boşluklar sorgulanıyor
Mağdurlardan Karen Dry, Bush'un eylemlerini sadece maddi sıkıntılara bağlamanın yetersiz olduğunu, asıl meselenin açgözlülük olduğunu savundu. Morgta yaklaşık yarım ton insan külü bulunduğunu hatırlatan Dry, birçok ailenin yakınlarına ait doğru külleri alıp almadığını asla öğrenemeyeceğini vurguladı. Mart 2024'te ABD tatilinden dönerken Heathrow Havalimanı'nda gözaltına alınan Bush'un yargılanma süreci devam ederken, mağdur aileler İngiltere'de cenaze evlerine yönelik daha sıkı denetimler getirilmesini talep ediyor. Ülkede cenaze işletmeciliği yapmak için zorunlu bir lisans sisteminin bulunmaması, sektördeki en büyük yasal boşluk olarak değerlendiriliyor. Aileler, yaşadıkları bu korkunç deneyimlerin ardından benzer vakaların yaşanmaması için hükümetten acil yasal düzenleme bekliyor. Cenaze evinin faaliyetlerinin durdurulmasıyla birlikte, bölgedeki diğer işletmeler üzerindeki denetimler de sıkılaştırıldı. Yaşanan bu olay, İngiliz toplumunda cenaze hizmetlerine olan güveni derinden sarstı ve etik değerlerin hiçe sayıldığı bu skandal, uzun süre gündemdeki yerini koruyacak gibi görünüyor. Adalet arayışındaki aileler, sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını bekliyor.
Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER