İran Devrim Muhafızları, Hizbullah’ı Yeniden Yapılandırarak Savaş Gücünü Artırdı

İran Devrim Muhafızları, İsrail ile çatışmalarda ağır darbe alan Hizbullah'ın askeri komutasını ve yapısını yeniden inşa etti. Liderlik boşluğunu İranlı subaylarla dolduran Tahran, grubu daha merkeziyetsiz ve gizli bir yapıya kavuşturarak savaş gücünü artırdı. Bu yeni model, operasyonel gizliliği ön

İran Devrim Muhafızları Ordusu, 2024 yılında İsrail ile yaşanan şiddetli çatışmalarda önemli kayıplar veren Lübnan merkezli Hizbullah'ın askeri komutasını ve genel yapısını, grubu Tahran'ın stratejik hedefleri doğrultusunda savaşa hazırlamak amacıyla köklü bir değişikliğe uğrattı. Elde edilen bilgilere göre, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve diğer üst düzey komutanların öldürülmesinin ardından ortaya çıkan liderlik boşluğunu, Devrim Muhafızları'ndan gelen subaylarla doldurarak grubun operasyonel yapısını daha merkeziyetsiz bir hale getirdi. Bu yeniden yapılanma süreci, Hizbullah'ın 2 Mart'ta yoğun çatışmalara dahil olmasıyla somutlaştı ve grubun İsrail ile ABD'ye karşı sürdürdüğü mevcut askeri faaliyetlerinin temelini oluşturdu.

Kasım 2024'teki ateşkes anlaşmasının hemen ardından Lübnan'a intikal eden yaklaşık 100 İranlı Devrim Muhafızı subayı, İsrail istihbaratının sızdığı tespit edilen eski hiyerarşik komuta yapısını tamamen ortadan kaldırdı. Bu değişiklikle birlikte, birbirlerinin operasyonlarından haberdar olmayan daha küçük ve bağımsız birimlerden oluşan "düz" bir organizasyon şeması hayata geçirildi. Güvenlik analistleri, bu yeni modelin, 1980'lerdeki hücre yapılanmasını andıran ve "mozaik savunma" olarak adlandırılan bir strateji olduğunu belirtiyor. Bu yaklaşımın temel amacının, operasyonel gizliliği en üst düzeyde tutmak ve grubun darbelere rağmen sahadaki varlığını sürdürmesini sağlamak olduğu ifade ediliyor. Bu dönüşüm, Hizbullah'ın İsrail birlikleriyle Lübnan'ın güneyinde çatışmaya devam etmesine imkan tanıdı.

Yeniden yapılanma sürecinde Devrim Muhafızları subayları, Hizbullah militanlarının eğitimlerini güncelleyerek yeni savaş doktrinlerine adapte olmalarını sağladı. Aynı zamanda, hem Lübnan hem de İran'dan eş zamanlı olarak başlatılacak füze saldırılarını koordine edecek stratejik planlar hazırlandı. Bu yeni savaş anlayışı, ilk kez 11 Mart'ta gerçekleştirilen eş zamanlı saldırılarla pratiğe döküldü. Lübnanlı güvenlik kaynakları, İranlı komutanların Hizbullah'ın askeri kadrolarını organize etmede ve çatışmaların yoğunluğunu belirlemede kilit rol oynadığını, ancak hedef seçimi gibi operasyonel detaylara doğrudan müdahale etmediklerini aktarıyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ocak ayında yaptığı açıklamalarda Hizbullah'ın İran'ın desteğiyle askeri altyapısını yeniden inşa ettiğini vurgulamıştı. İsrail ordusu da grubun hala ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ettiğini belirtiyor. Hizbullah'ın 2 Mart'tan itibaren İsrail'e yönelik yüzlerce füze saldırısı başlatmasının ardından başlayan İsrail operasyonlarında Lübnan'da binden fazla kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Bu süreçte Devrim Muhafızları üyeleri de İsrail'in hedefi haline geldi. 8 Mart'ta bir Beyrut oteline düzenlenen saldırı da dahil olmak üzere çeşitli operasyonlarda çok sayıda İranlı subay hayatını kaybetti.

Bu gelişmeler yaşanırken, Lübnan hükümeti bir yandan Hizbullah'ı silahsızlandırma çabalarını sürdürürken, diğer yandan Mart ayı başında Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğu düşünülen yaklaşık 150 İran vatandaşının ülkeden ayrılmasını talep etti. Lübnanlı yetkililer, diplomatik görevlerin ötesinde faaliyet gösteren bu kişilerin büyük bir kısmının 7 Mart'ta Beyrut'tan Rusya'ya giden bir uçakla ülkeyi terk ettiğini bildirdi. Uzmanlar, bu durumun, Devrim Muhafızları'nın 1982'deki kuruluşundan bu yana Hizbullah üzerindeki doğrudan nüfuzunun, Lübnan iç siyaseti ve bölge güvenliği dengeleri üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyduğunu değerlendiriyor.

Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER