İran Krizi: Çin’in Stratejik Sessizliği ve Ekonomik Avantajları
İran'daki savaşın birinci ayını doldururken Çin lideri Şi Cinping'in sessizliği dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu durumun Çin'in yenilenebilir enerji yatırımları ve krizden elde edeceği jeopolitik avantajlarla ilgili olduğunu belirtiyor.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarının birinci ayını doldurmak üzere olduğu bir dönemde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in krize yönelik takındığı sessiz tavır uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor. Bölgesel etkileri ve küresel ekonomi üzerindeki potansiyel sonuçları merak konusu olan bu durum, uzmanlar tarafından Çin'in stratejik bir hamlesi olarak değerlendiriliyor. Enerji arzı ve petrol stokları konusunda endişe yaşayan Güney Kore, Filipinler ve Japonya gibi ülkelerin acil durum önlemleri aldığı bir atmosferde, Çin liderinin çatışmalara dair herhangi bir açıklama yapmaması ve Pekin'deki işleyişin 'normal' devam etmesine izin vermesi dikkat çekici. Bu sessizliğin ardında, Şi Cinping ve Çin'in krizden elde edeceği kısa vadeli jeopolitik ve ekonomik avantajların yattığı düşünülüyor.
Çin'in bu sakin tutumunun temelinde, ülkenin yenilenebilir enerji kaynaklarına yaptığı yoğun yatırımlar ve bu alandaki hazırlıkları yatıyor. ABD'nin fosil yakıtlara odaklanıp petrol sondajlarını artırdığı ve rüzgar enerjisi projelerini askıya aldığı bir süreçte, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin'de yeni araç satışlarının yarısından fazlasının elektrikli modellerden oluşması dikkat çekiyor. Bu durum, petrol fiyatlarındaki artışın Çin ekonomisi üzerindeki etkisini sınırlarken, ülkenin stratejik kömür rezervleri de enerji güvenliği açısından Şi Cinping'e bir avantaj sağlıyor. Bu durum, diğer küresel liderlerin aksine bir panik havasının oluşmasını engelliyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, savaşın mevcut seyrinde Çin ve Şi Cinping'in kısa vadede önemli jeopolitik kazanımlar elde edebileceğini öngörüyor. Çin'in uzun süredir eleştirdiği ABD yaptırımlarının Rus ve İran petrolü üzerindeki etkisinin azalması ve ABD Başkanı Trump'ın "Hürmüz Boğazı'nı açalım" çağrısının müttefiklerce yanıtsız bırakılması, Şi'nin sessizliğini koruyarak "rakibinin yorulmasını izlediği" şeklinde yorumlanıyor. Mart ayının ilk üç haftasında Çin limanlarındaki konteyner hacminde yaşanan yüzde 6'lık artış, savaşın henüz ticaret hacmini olumsuz etkilemediğini gösteriyor. Ancak, uzun vadede artan petrol fiyatlarının Çin'in üretim sektörüne zarar verme potansiyeli ve Orta Doğu'daki Çin yatırımlarının risk altında olması, Şi'nin sessiz stratejisini daha karmaşık bir hale getiriyor. Çinli diplomatların İran ile temas kurarak "barış için her fırsatı değerlendirme" çağrısında bulunduğu iddia edilirken, Çin liderinin ABD Başkanı Trump ile planlanan görüşmesinin Mayıs ayına ertelenmesi de zaman kazandığı ve "düşman hata yaparken asla sözünü kesme" prensibiyle hareket ettiği şeklinde yorumlanıyor.
Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER