İran’dan Kararlı Tavır: Savaş Şartları Tahran’dan
İran, ABD'nin savaş bitiş zamanı belirleme açıklamalarına karşılık, çatışmayı kendi şartlarıyla sonlandırmakta kararlı. Tahran, güvence ve yaptırım kaldırımı olmadan ateşkese yanaşmıyor. Devrim Muhafızları asimetrik taktiklerle baskıyı artırırken, Hürmüz Boğazı İran'ın en güçlü kozu olarak öne çıkıy
ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşın bitiş zamanını kendisinin belirleyeceği yönündeki açıklamalarına karşılık, İran yönetimi çatışmayı kendi belirlediği koşullar çerçevesinde sonlandırma konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Tahran yönetimi, ABD'den güvence ve yaptırımların kaldırılması taahhüdü olmadan bir ateşkes teklifini kabul etmeye yanaşmıyor. Trump'ın "istediği anda" savaşın biteceği yönündeki ifadeleri, sahadaki gerçekliğin bu kararın tek taraflı olmayacağını gösteriyor. Financial Times'ın aktardığı İranlı yetkililer ve diplomatik kaynaklar, Tahran'ın mevcut durumda hızlı bir geri çekilme yerine, çatışmaları kendi belirlediği şartlarla sona erdirmeyi hedeflediğini belirtiyor. Batılı bir yetkili, "Herkes Trump'a odaklanmış durumda ancak kendi iradesi olan büyük bir ülke söz konusu. Bu rejimin varlık nedeni direnmek ve ayakta kalmak." şeklinde bir değerlendirmede bulunarak durumu özetliyor.
İRAN İÇİN SAVAŞ VAROLUŞSAL BİR MESELE
İran rejimi, mevcut çatışmayı doğrudan bir varoluşsal tehdit olarak algılıyor. Yetkililer, ülkenin caydırıcılığını yeniden tesis etme ve gelecekte benzer saldırıların maliyetini artırma amacında olduklarını ifade ediyorlar. Bu nedenle, İran'ın ABD ve İsrail'den yeniden saldırı gerçekleştirmeyeceklerine dair kesin güvence almadan bir ateşkes müzakeresine girmesinin beklenmediği vurgulanıyor. İran'a yakın bir kaynağın belirttiğine göre, "Gerekirse savaş bir yıl sürer, geri adım atmayız. İran yok olursa bölge de yok olur." şeklinde bir açıklama, Tahran'ın kararlılığını gözler önüne seriyor.
DEVRİM MUHAFIZLARI SAHADA: ASİMETRİK SAVAŞ STRATEJİSİ
Yaklaşık 180 bin kişilik Devrim Muhafızları Ordusu, İran'ın mevcut karşı saldırılarının ana aktörünü oluşturuyor. İran, ABD'nin bölgedeki üslerine, Körfez'deki altyapı tesislerine ve uluslararası deniz taşımacılığına yönelik füze ve İHA saldırılarıyla baskısını artırıyor. Kaynaklara göre, Devrim Muhafızları, geleneksel savaş yöntemleri yerine, dağınık ve gizli üretim hatlarıyla yürütülen asimetrik savaş taktiklerine ağırlık vermiş durumda. Yer altı tesislerinde füze üretiminin devam ettiği ve mühimmat kullanımının uzun süreli bir savaşa göre "kalibre edildiği" belirtiliyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI: İRAN'IN EN GÜÇLÜ KOZLARINDAN BİRİ
İran'ın en etkili stratejik hamlesi, küresel enerji akışının kritik noktası olan Hürmüz Boğazı üzerindeki baskıyı artırması olarak öne çıkıyor. Dünya petrol ve gaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik boğazda İran'ın kontrolünü artırması, küresel enerji piyasalarında önemli dalgalanmalara neden oldu. Diplomatik kaynaklar, Tahran yönetiminin boğazı tamamen kapatmasa da "kısmi olarak silahlandırabileceği" ve hangi gemilerin geçiş yapacağına dair söz sahibi olabileceği yönünde uyarıyor.
DİPLOMASİ ÇIKMAZDA: TARAFLAR GERİ ADIM ATMIYOR
ABD tarafı, İran'ın askeri kapasitesinin önemli ölçüde zayıflatıldığını iddia etse de, Trump yönetimi henüz "yeterince iyi şartlar oluşmadığı" gerekçesiyle bir anlaşmaya yanaşmıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise müzakere iddialarını "hayal ürünü" olarak nitelendirerek reddetti. Bölgesel kaynaklara göre, mevcut durumda diplomatik bir çözüm yönünde somut bir ilerleme kaydedilmiş değil.
İSRAİL FAKTÖRÜ DE SAVAŞI UZATABİLİR
İsrail de çatışmayı sürdürme konusunda kararlı bir duruş sergilese de, askeri anlamda ABD'ye olan bağımlılığı Washington'ın alacağı kararların belirleyici olmasını sağlıyor. Ancak diplomatik kaynaklar, ABD'nin olası bir geri çekilme durumunda dahi İran'ın İsrail'i hedef almaya devam edebileceği değerlendirmesini yapıyor.
UZUN SAVAŞ SENARYOSU GÜÇLENİYOR
Uzmanlara göre mevcut tablo, kısa vadeli bir ateşkes yerine, uzun soluklu bir yıpratma savaşına işaret ediyor. İran'ın temel hedefi sadece mevcut çatışmayı sonlandırmakla sınırlı değil; aynı zamanda ABD ve küresel ekonomiye ciddi bir maliyet yükleyerek benzer saldırıları caydırmak. Batılı yetkililer, savaşın nihai sonucunu belirleyecek en kritik unsurun askeri gelişmelerden ziyade, İran içindeki toplumsal dinamikler olabileceği görüşünü dile getiriyor.
Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER