Kızıldeniz Gerilimi Küresel Ekonomiyi Tehdit Ediyor: Savaşın Yayılma Riski ve Kıtlık Endişesi
İran'ın Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz limanını vurması, bölgedeki çatışmaların yayılmasına dair endişeleri artırdı. Hürmüz Boğazı'nın alternatifi konumundaki Kızıldeniz'in de tehlikeye girmesi, küresel enerji arzını ve tedarik zincirlerini tehdit ediyor. Uzmanlar, bu durumun enerji krizini kıtlık kr
İran'ın Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz'deki limanını hedef almasıyla birlikte, bölgedeki çatışmaların daha geniş alanlara yayılma endişesi arttı. Bu durum, küresel enerji arzını ve tedarik zincirlerini önemli ölçüde etkileyebilecek bir krizi tetikleme potansiyeli taşıyor. Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve Babülmendep Boğazı aracılığıyla küresel ticaretin önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir güzergah olması nedeniyle, bölgedeki herhangi bir istikrarsızlık dünya ekonomisi üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.
Hürmüz Boğazı, günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürününün geçtiği hayati bir geçiş noktasıdır. Savaş öncesi dönemde küresel petrol ve petrol ürünleri ihracatının yaklaşık yüzde 20'si bu boğaz üzerinden gerçekleşiyordu. Bu boğazı kullanan altı ülkeden dördünün Hürmüz'e alternatif bir güzergahı bulunmuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Kızıldeniz üzerindeki limanları kullanarak kısmi alternatifler sunabiliyor. Ancak, İran'ın bu alternatif rotaları da hedef alması, küresel petrol arzını daha da kırılgan hale getiriyor.
Enerji Uzmanı Dr. Zeynep Elif Yıldızel, İran'ın petrol altyapısını hedef alan saldırılarının devam etmesi halinde, savaş sona erse bile petrol altyapısının yeniden faaliyete geçmesinin 8 ay ila 1 yıl sürebileceğini belirtti. Bu durum, küresel enerji piyasalarında arz sıkıntısına ve fiyat artışlarına yol açabilir.
Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fuceyra Limanı gibi alternatif rotaların da daha önce saldırıya uğraması, tedarik zincirlerindeki riskleri artırıyor. Akademisyen Dr. Beyhan İncekara, rotaların uzaması ve maliyetlerin yükselmesinin küresel enflasyonu tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Irak'ın Türkiye üzerinden sağladığı Kerkük-Ceyhan boru hattı gibi alternatifler olsa da, bu hatların kapasitesi Hürmüz Boğazı'nın yerini doldurmak için yetersiz kalıyor. Günlük 250 bin varil petrol taşıma kapasitesiyle bu hat, küresel petrol arzının önemli bir kısmını karşılayamıyor.
İki buçuk yıl önce Yemen'deki Husi güçlerinin Babülmendep Boğazı'na yönelik saldırıları, Kızıldeniz'deki taşımacılık maliyetlerini önemli ölçüde artırmıştı. Bu durum, gemilerin Ümit Burnu üzerinden daha uzun ve maliyetli rotaları kullanmasına neden olmuştu.
Kızıldeniz'in de kapanması, küresel ekonomideki şoku daha da derinleştirebilir. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz, küresel ticaretin dörtte birini oluşturuyor. Bu bölgeler sadece enerji değil, aynı zamanda gübre ve tahıl sevkiyatı için de kritik öneme sahip. Gübre arzının üçte biri bu rotalardan geçen gemiler tarafından sağlanıyor.
Uzmanlar, savaşın Kızıldeniz'e sıçramasıyla birlikte sorunun enerji krizinden kıtlık krizine dönüşebileceği konusunda uyarıyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde, gıda, giyim, teknoloji gibi pek çok ürünün fiyatında artışlar görülebilir ve önüne geçilmesi zor bir enflasyon dalgası başlayabilir. Husilerin "Ellerimiz tetikte" açıklaması, bu riskin ne kadar gerçekçi olduğunu gösteriyor.
Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER