Osman Hamdi Bey’in “Cami Kapısında” Tablosu Londra Müzayedesi’nde

Türk resminin öncülerinden Osman Hamdi Bey'in "Cami Kapısında (At the Mosque Door)" adlı eseri, 25 Mart'ta Londra'da müzayedeye çıkacak. Doğrudan sanatçıdan 1895'te alınan tablo ilk kez açık artırmaya sunulacak ve 2 ila 3 milyon sterlin arasında değer görüyor.

Türk resim sanatının duayen isimlerinden Osman Hamdi Bey'in "Cami Kapısında (At the Mosque Door)" adlı eseri, sanatseverlerin karşısına çıkmak üzere Londra'da bir müzayedede satışa sunulacak. Ünlü ressamın 1895 yılında doğrudan sanatçıdan edinilen ve ilk kez açık artırmaya çıkacak olan bu önemli tablosu, 25 Mart'ta "19. Yüzyıl Resimleri ve İngiliz Empresyonist Sanatı" başlıklı müzayedede sanat koleksiyonerlerinin beğenisine sunulacak. Eser için öngörülen değer aralığı 2 milyon ile 3 milyon sterlin arasında değişiyor, bu da yaklaşık 120 ila 178 milyon Türk Lirası'na denk geliyor. Müzayede evinin 19. yüzyıl resimleri direktörü Charles O'Brien, tablonun Osman Hamdi Bey'in en dikkat çekici çalışmaları arasında yer aldığını vurgulayarak, hem boyutları hem de detay zenginliğiyle sanatçının özgün üslubunu güçlü bir şekilde yansıttığını belirtti. O'Brien, eserin, çağdaş bir sokak sahnesini 15. yüzyıl Osmanlı cami mimarisi unsurlarıyla harmanlayarak, bir Osmanlı sanatçısının oryantalist sanat anlayışını kavrama açısından önemli bir örnek teşkil ettiğini ifade etti. "Cami Kapısında" tablosunda tasvir edilen mekanın Bursa'daki Muradiye Camisi'nin ana giriş kapısı olduğu ve Osman Hamdi Bey'in bu eserde kendisini üç farklı figür olarak resmettiği biliniyor. Seçkin bir Osmanlı ailesinin çocuğu olarak 1842'de doğan Osman Hamdi Bey, 1860'larda hukuk eğitimi için gittiği Paris'te resim ve arkeoloji alanlarında kendini geliştirdi. Doğulu temaları Batılı sanat teknikleriyle işleyen Hamdi Bey, hem 19. yüzyıl Oryantalist sanat piyasasının taleplerine yanıt verdi hem de Müslüman kültürüne dair derin bilgisiyle Osmanlı yaşamını incelikli ve saygılı bir üslupla yansıttı. Paris'te Gustave Boulanger ve Jean-Leon Gerome gibi isimlerin etkisi altında kalan sanatçı, Osmanlı ve Avrupa sanat dünyası arasında bir köprü görevi gördü. 1881'de İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin müdürlüğüne atanan Osman Hamdi Bey, Türk müzeciliğinin temellerini attı ve 1884'te yürürlüğe giren "Asar-ı Atika Nizamnamesi" ile tarihi eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklayarak kültürel mirasın korunmasında önemli bir rol üstlendi. Sanatçının bu nadide eseri, hem sanat tarihi açısından hem de koleksiyonerler için büyük önem taşıyor.

Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER