Pakistan ve Afganistan Sınırında Açık Savaş: Nedenler ve Güncel Durum
Pakistan ve Afganistan arasındaki sınır gerilimi, karşılıklı hava saldırılarıyla açık savaşa dönüştü. Pakistan, Taliban'ın sınır ötesi saldırılarına "Operation Ghazab Lil Haq" ile karşılık verdi. Krizin kökeninde TTP'ye ev sahipliği iddiaları yatıyor. Pakistan, askeri kapasite ve nükleer güç açısınd
Pakistan ile Afganistan arasındaki sınır geriliminin hava saldırılarıyla tırmanarak açık bir çatışmaya dönüşmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirdi. Pakistan Savunma Bakanlığı'nın "Artık aramızda açık savaş var" açıklaması, krizin derinliğini gözler önüne serdi. Bu noktada, iki komşu ülkeyi böylesine bir çatışmaya sürükleyen temel nedenler ve mevcut durum hakkında kapsamlı bir değerlendirme önem kazanıyor.
Son çatışma dalgası, Taliban yönetimindeki Afganistan'ın Pakistan'a yönelik sınır ötesi saldırısıyla tetiklendi. Afganistan, bu hamlesini 22 Şubat'ta Pakistan'ın Afgan sınır bölgelerine düzenlediği ve en az 18 kişinin hayatını kaybettiği iddia edilen hava saldırılarına bir yanıt olarak gerekçelendirdi. Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, Pakistan askeri üslerine karşı "geniş çaplı taarruz operasyonları" başlattıklarını duyurdu. Afgan savunma bakanlığı, operasyonların altı sınır vilayetinde yaklaşık dört saat sürdüğünü ve gece yarısı sona erdiğini bildirdi.
Pakistan'dan gelen keskin karşılık gecikmedi. Afganistan'ın sınır ötesi saldırılarının ardından Pakistan Hava Kuvvetleri, "Operation Ghazab Lil Haq" adı verilen bir operasyonla Afganistan'a hava saldırıları düzenledi. Pakistan devlet televizyonu, Taliban'a ait önemli askeri tesislerin hedef alındığını aktardı. Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, ülkesinin barış ve toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceğini vurgulayarak, "Barışımızı zayıflık sananlar güçlü bir karşılık görecek" şeklinde konuştu.
İki ülke arasındaki gerilimin arka planı, uzun süredir devam eden güvenlik sorunlarına dayanıyor. Ekim ayında yaşanan ve onlarca askerin, sivilin ve militanın hayatını kaybettiği çatışmaların ardından gerilim daha da derinleşmişti. Katar arabuluculuğunda sağlanan ateşkes büyük ölçüde sürse de, taraflar zaman zaman sınır hattında karşılıklı ateş açmaya devam etti. Kasım ayındaki barış görüşmeleri ise kalıcı bir çözüm üretemedi.
Krizin merkezinde Pakistan'ın, 2007'den beri faaliyet gösteren Pakistan Talibanı (TTP) adlı silahlı gruba Afganistan'ın ev sahipliği yaptığı yönündeki suçlamaları yer alıyor. İslamabad'a göre TTP, 2023 yılında Pakistan genelinde binden fazla şiddet eylemi gerçekleştirdi. Afgan Taliban ile TTP arasında ideolojik ve sosyal bağların bulunduğu belirtilirken, Afgan yönetimi TTP'ye barınma sağladığı iddialarını reddediyor.
Askeri kapasite açısından bakıldığında, Pakistan'ın Afganistan'a kıyasla belirgin bir üstünlüğe sahip olduğu görülüyor. Pakistan'ın yaklaşık 660 bin aktif askeri personeli bulunurken, Afgan Taliban güçlerinin aktif personel sayısı yaklaşık 172 bin. Pakistan'ın 6 binden fazla zırhlı savaş aracı ve 4 bin 600'ün üzerinde topçu sistemi bulunuyor. Afgan güçlerinin envanterindeki zırhlı araç ve topçu kapasitesi hakkında kesin bilgiler mevcut değil.
Hava gücü ve nükleer kapasite konularında da Pakistan'ın ezici bir üstünlüğü söz konusu. Pakistan'ın 465 savaş uçağı ve 260'tan fazla helikopteri bulunurken, Afganistan'ın savaş uçağı bulunmuyor ve en az altı eski model uçak ile 23 helikoptere sahip olduğu biliniyor; ancak bu araçların faal durumu belirsiz. Ayrıca Pakistan, yaklaşık 170 nükleer başlığa sahip bir nükleer güç iken, Afganistan'ın nükleer silahı bulunmuyor. Bu dengesizlik, olası bir uzun süreli çatışmada önemli bir faktör teşkil edebilir. İki ülkenin de bölge barışı ve istikrarı açısından taşıdığı önem göz önüne alındığında, tansiyonun düşürülmesi ve kalıcı bir çözüm bulunması uluslararası toplumun öncelikli beklentisidir.
Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER