TBMM’de İran Gündemi: Kurtulmuş’tan Acil Ateşkes Çağrısı
TBMM, Orta Doğu'daki artan gerilim ve İran'a yönelik saldırılar nedeniyle olağanüstü toplandı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, uluslararası sistemin hukuk yerine kuvvete dayalı bir yöne sürüklendiğini belirterek, İsrail'in saldırgan çizgisinin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı. Kurtulmuş, s
Orta Doğu'da tırmanan tansiyon, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) bugünkü gündeminin ana maddesi oldu. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ile İran'ın misillemeleri, bölgedeki gerilimi artırırken, Türkiye gelişmeleri yakından takip ediyor. TBMM Genel Kurulu'nda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, milletvekillerine bölgedeki son duruma ilişkin kapsamlı bir bilgilendirme yapacak.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, oturumun açılışında yaptığı konuşmada, güncel olayların hukukun yerini kuvvetin aldığı bir dünya düzenine işaret ettiğini belirterek, uluslararası sistemin ciddi bir meşruiyet ve işlev kaybına uğradığını vurguladı. Kurtulmuş, "Açık söylemek gerekirse bugün yaşananlar sistemin hukukla değil kuvvetle tanımlandığını göstermektedir. Bir başka ifadeyle, dünya siyaseti giderek orman kanunlarının belirleyici olduğu bir zamana doğru sürüklenmektedir. Uzun yıllar boyunca dünya kamuoyuna kurallara dayalı uluslararası düzen olarak savunulan çerçevenin bugün ciddi bir meşruiyet ve işlev kaybına uğradığı görülmektedir" dedi. Kurumların etkisinin azaldığına, kuralların işletilemediğine ve kavramların içinin boşaltıldığına dikkat çeken Kurtulmuş, bu durumun geçici bir kriz olarak değerlendirilemeyeceğini, uluslararası sistemin niteliği ve işleyişi bakımından ağır bir çözülme sürecine girdiğini ifade etti. Hukukun yerine kuvvetin, ilkenin yerine keyfiliğin, müşterek vicdanın yerini ise stratejik hesapların aldığı bir ortamın oluştuğunu söyledi.
"GAZZE'NİN ACISIYLA, İRAN'IN ACISI ARASINDA BİR FARK YOKTUR"
Kurtulmuş, böylesi zamanlarda en ağır bedelin her zaman olduğu gibi siviller tarafından ödendiğini dile getirdi. Gazze'de yaşanan insani felaketin sürdüğünü hatırlatarak, şimdi İran'da hayatını kaybeden sivillerin acısı ve Lübnan'daki kayıpların büyük trajedinin yeni halkaları olduğunu belirtti. "Gazze'de toprağa düşen masumların acısıyla, İran'da hayatını kaybeden insanların acısı arasında bir fark yoktur. Her biri aynı hoyratlığın, pervasızlığın ve hukuk tanımaz zihniyetin birbirine eklenen neticeleridir. Gazze'de çocukların acısına İran'da okulda katledilen çocukların acısı eklenmiştir." dedi. Bölgeye dair değerlendirmelerin bütünlük içinde ele alınması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, Gazze'yi Suriye'den, Suriye'yi İran'dan, İran'ı Lübnan'dan, Lübnan'ı ise Yemen, Somali ve bölgesel güvenlik denkleminden ayrı değerlendirmenin mümkün olmadığını söyledi. Medeniyet birikimi ve tarih şuuru gereği zulüm karşısında eğip bükmeden hakkı açıkça ifade etmenin gerekliliğini belirten Kurtulmuş, zalime zalim, haksıza haksız ve saldırgana saldırgan demenin ahlaki berraklığın ifadesi olduğunu savundu. "Asıl böyle dönemlerde konuşmak vicdani bir sorumluluktur. Suskunluk sadece tarafsızlık gibi gösterilmek istense de nice zaman suskunluk zulmün en konforlu sığınağına dönüşmektedir. Türkiye Cumhuriyeti böyle zamanlarda susamaz, gazi meclisimiz böyle zamanlarda susamaz" diye konuştu.
"SALDIRILAR DERHAL DURMALI"
Kurtulmuş, İsrail yönetiminin izlediği saldırgan çizginin bölgesel gerilimin en belirleyici unsuru olduğunu vurgulayarak, Gazze'deki insanlık dışı tablonun sıradan bir askeri operasyon veya güvenlik tedbiri olarak izah edilemeyecek seviyeye ulaştığını belirtti. Sivil hayatı doğrudan hedef alan, açlığı baskı aracı olarak kullanan, insani yardımı engelleyen ve tüm bunları güvenlik gerekçeleriyle perdelemeye çalışan anlayışın, insanlığın müşterek hukuk ve vicdan zeminini tahrip ettiğini söyledi. Bu durumun, soykırım siyasetinin son derece ağır ve vahim bir safhaya ulaştığını gösterdiğini ifade eden Kurtulmuş, bu tehlikeli siyasetin ABD'yi de doğrudan savaşın içine çekerek bölgesel ve küresel ölçekte çok daha büyük felaketlerin habercisi olabilecek yeni bir boyut kazandığını dile getirdi. Böyle bir sürüklenmenin sonuçlarının bölgedeki ülkelerle sınırlı kalmayacağını, enerji güvenliğinden ticaret yollarına, göç hareketlerinden toplumsal ve ekonomik istikrara kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların kaçınılmaz hale geleceğini vurguladı. "Ateşin büyümesi onu uzaktan izleyenleri de bir gün gelir içine çeker. Bu sebeple saldırıların derhal durdurulması ve çatışmanın daha geniş bir felakete dönüşmesinin engellenmesi bugün herkes için bir zorunluluktur" dedi.
Türkiye'nin son günlerdeki yoğun diplomasi trafiğinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, ülkenin bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil, insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündeme aldığını söyledi. Devletin, ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir anlayışla hareket ettiğini ifade eden Kurtulmuş, bu anlayışın, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürü olduğunu belirtti. Bölgede en çok ihtiyaç duyulan şeyin de bu tutum olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükuneti tesis etmeye çalışan tutumun, Türkiye'nin çözüme en önemli stratejik katkılarından biri olduğunu söyledi. Sayın Cumhurbaşkanının ve devlet kurumlarının sürdürdüğü diplomatik temasların son derece anlamlı ve kıymetli olduğunu belirten Kurtulmuş, komşuluk ve kardeşlik hukukuna zarar verecek, halklar arasına güvensizlik duvarları örecek yanlış hesapların parçası olmayacakları gibi, böyle hesaplara kayıtsız kalmayacaklarını da açıkça ifade ettiklerini sözlerine ekledi. Dostluğun kıymetini bilen, ancak milli güvenlik hassasiyetini ve egemenlik haklarını da aynı açıklıkla koruyan bir çizgiyi savunduklarını belirten Kurtulmuş, barış için en ileri çabayı gösterirken, kendi güvenlikleri, sınırlarının emniyeti ve milletin huzuru konusunda tereddüt göstermeyecek kudrete, iradeye, dirayete ve tecrübeye sahip olduklarını kaydetti. Ayrıca, terörsüz Türkiye sürecinin akamete uğratılmasına da asla müsaade edilmeyeceğini vurguladı.
Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER