Türkiye’nin İHA Teknolojisi İsrail Basınında Gündem Oldu: ‘Gökyüzünde Türk Yumruğu’
İsrail basını, Türkiye'nin insansız hava araçları (İHA) ve mühimmat sistemleri alanındaki hızlı yükselişini övdü. Uzmanlar, Türkiye'yi "Amazon benzeri bir endüstriyel merkez" olarak tanımlarken, ülkenin "gökyüzünde Türk yumruğu" etkisi yarattığını belirtti. Gelişmiş sistemler, savaş alanında yeni bi
İsrail medyasında yer alan havacılık uzmanı Ofer Haber imzalı bir analiz, Türkiye'nin kamikaze insansız hava araçları (İHA) ve gezici mühimmat sistemleri alanındaki hızlı gelişimini mercek altına aldı. Haber, Türkiye'nin bu alanda kısa sürede küresel bir üretim merkezi haline geldiğini ve "Amazon benzeri bir endüstriyel merkez" olarak tanımlandığını vurguluyor. Analiz, Türkiye'nin artık tekil platform üretiminin ötesine geçerek, insansız sistemleri seri üretimle sahaya sürülen bir savaş mimarisinin parçası olarak gördüğünü belirtiyor. Gelişmiş üretim tesisleri ve Ar-Ge merkezlerine dikkat çekilen yazıda, Türkiye'deki insansız sistem üretiminin tam ölçekli bir endüstriyel ekosistem haline geldiği ve "gökyüzünde ölümcül bir uğultu ile birlikte Türk yumruğu" olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Geçmişte askeri gücün tank ve savaş uçağı sayısıyla ölçüldüğü hatırlatılırken, günümüzde insansız sistemlerin bu denklemi yeniden tanımladığı ifade ediliyor.
Analizde, Pasifik Teknoloji tarafından geliştirilen MERKÜT kamikaze İHA sistemine özel olarak değiniliyor. MERKÜT'ün 8 kilometre menzil ve yaklaşık 30 dakikalık uçuş süresiyle yüksek hassasiyetli görevlerde kullanılabildiği belirtilirken, bu tür platformların artık savaş alanında maliyet yerine etki üzerinden değerlendirildiği vurgulanıyor. ALPİN insansız helikopterin 200 kilogram taşıma kapasitesiyle lojistik ve tahliye görevlerinde, DUMRUL mini helikopterin ise düşük akustik izi sayesinde keşif ve operasyonel görevlerde öne çıktığı aktarılıyor.
Haber, bu sistemlerin tekil platformlar yerine sürü halinde koordine şekilde çalışabildiğini ve bu durumun düşmanı köşeye sıkıştırdığını belirtiyor. Bir sistemin hedefi tespit ederken diğerinin saldırı gerçekleştirmesi ve üçüncüsünün mühimmat akışını sağlaması gibi senaryolar, bu koordineli yapının altını çiziyor. GPS bağımsız navigasyon kabiliyeti sağlayan KERKES gibi projelerin de bu yapıyı desteklediği ifade ediliyor.
Ayrıca, Türkiye'nin hava ve kara unsurlarını birlikte ele alan çok katmanlı bir insansız sistem yaklaşımı geliştirdiği ve bu modelin insan unsurunu geri plana iten yeni bir operasyonel mimariyi temsil ettiği belirtiliyor. Analizin en dikkat çekici noktalarından biri, Türkiye'nin savunmadaki en büyük avantajının "hızlı üretim kabiliyeti ve sahada test edilmiş sistemleri düşük maliyetle sunabilmesi" olarak vurgulanması. Geliştirilen insansız sistemlerin birçok ülke için erişilebilir bir savunma modeli sunduğu yorumu yapılıyor.
Analizin sonunda, insansız sistemlerin yaygınlaşmasıyla savaş alanlarının daha otonom ve yoğun hale geldiği ve Türkiye'nin bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olarak "yeni savaş paradigmasını belirlediği" ve "var olan düzendeki tüm ezberleri bozduğu" ifade ediliyor.
Fotoğraf: MALATYA BÜYÜKŞEHİR HABER